20 Mayıs 2009 Çarşamba
15 Mayıs 2009 Cuma
03 Mayıs 2009 Pazar
01 Mayıs 2009 Cuma
14 Nisan 2009 Salı
27 Mart 2009 Cuma
23 Mart 2009 Pazartesi
16 Mart 2009 Pazartesi
11 Mart 2009 Çarşamba
08 Mart 2009 Pazar
Mevlid Kandili
Mevlid Kandili
“Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.”
(Enbiyâ, 107)
(Âl-i İmrân, 164)
Bu gece, müslümanlar arasında yüzyılllardan beri büyük bir coşku ile kutlanmakta, Sevgili Peygamberimiz derin bir saygı ile anılmaktadır. Büyük Türk Alimi Süleyman Çelebi tarafından yazılan ve asıl adı “Vesiletün’necat” olan mevlid kitabı O’nun doğumunu, üstünlüğünü ve mucizelerini en güzel bir şekilde dile getiren değerli bir eserdir.
Peygamberimizin doğum yıldönümlerinde okunan mevlidleri saygı ile dinlemek, O’nun mübarek ruhuna salât ve selâm okumak hiç şüphesiz büyük milletimizin Sevgili Peygamberimize olan engin sevgi ve bağlılığının bir ifadesidir.
Bununla beraber, O’nun ahlâk ve fazilet dolu hayatını öğrenmek ve kendimize örnek almak başta gelen görevlerimizdendir. Asıl o zaman O’nun sevgisini ve hoşnutluğunu kazanmış oluruz.
O âlemlerin Rabbinden, “Alemlere rahmet olarak gönderildi.” Asırlara sığmayacak inkılapları birkaç sene içerisinde gerçekleştirdi. Evlâtlarını diri diri toprağa gömen babalar O’na ve getirdiği prensiplere iman ettikten sonra mükemmelleştiler, dünyaya insanlık, adalet ve medeniyet rehberi olacak hale geldiler. İnsanlar O’nun tek emriyle, kökü yüzlerce yıl derinde olan alışkanlıklarını bıraktı.
O, yirminci asır insanının yüzyılda yerleştiremediği hakkı, hukuku, adâleti, hürriyeti, demokrasiyi ve insan haklarını bir solukta yerleştirdi. Böylece cehâlet asrı bir saâdet asrı olup, çıktı. Nihayet asır, asırlara taştı. Ve O, çağlar ötesiyle kucaklaştı.
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed kendisinden önceki peygamberler gibi sadece bir kavme veya millete değil, bütün insanlığa peygamber olarak gönderilmiştir. O’nun diğer peygamberlerden en farklı yönlerinden birisi budur. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur:
(Sebe, 28)
İnsanlığın her zaman ve mekânda Hz. Peygamber’in tebliğ ettiği ilâhî mesaja ve bu mesajın hayata geçirilmiş şekli olan onun sünnetine ihtiyacı vardır. O’nu örnek almak, Kur’an’a uymaktır. Çünkü Hz. Aişe (r.a.)’nın ifâdesiyle O’nun ahlâkı Kur’an’dı.(Müslim, Misâfirîn, 139). Kur’an-ı Kerim, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in inananlar için en güzel örnek olduğunu bildirmekte ve bu hususta şöyle buyurulmaktadır:
Bu geceyi nasıl ihya edelim?
Bütün insanlık âlemine bir hidayet tarihi açan ve âlemlere halis ilâhî rahmet olan böyle yüksek şanlı bir Peygamber’in ümmeti olmakla şereflenmiş bulunan biz müminlere ne mutlu! Bu geceyi vesile bilerek, O’na ümmet olmanın şuuruna erebilmek, Bu gecenin manevî zenginliğinden istifâde etmek için en azından bir Tesbih Namazı kılalım, bir de Hatm-i Enbiyâ yapalım.
O’na ümmet olan müminlere gevşeklik yakışmaz.
Unutmayalım…
Alemlere rahmet olarak gönderilen muazzez Peygamberimizin, doğumunu anarken, yalnız mevlid okumak, ilâhîler söylemek ve kandil simidi dağıtmak yeterli değildir, sadece bu geceyi yaşamak yeterli değildir. Yüce Allah’ın sevgisine, hoşnutluğuna ve bağışlamasına ermenin yegâne yolu, Peygamberimizin yolundan gitmektir…
(Âl-i İmrân, 31)
12 Şubat 2009 Perşembe
Her Kaptan İçinde Olan, Dışarı Sızar

Nefsinin esiri olan kimseler,
huzurun ne olduğunu ve nerede bulunduğunu bilmezler ve kıymetini de anlayamazlar.
Sa’di-i Şirazi hazretleri şöyle bir hikaye anlatır:
“Bir hükümdarın acemi bir kölesi vardı.
Bir gün bu köle ile gemiye binmişti. Köle o zamana kadar hiç gemiye binmemiş ve deniz görmemişti.
Gemi yolculuğunun birtakım sıkıntıları ve zorlukları vardı. Köle, gemi limandan ayrıldığı andan itibaren titremeye başladı.
Ne yaptılarsa köleyi sakinleştiremediler.
Gemide âlim bir kişi vardı. Hükümdara;
(Müsaade ederseniz ben onu susturayım) dedi.
Hükümdar da o zata izin verdi.
O zat, köleyi denize attırdı.
Köle birkaç kere suya battı, çıktı.
Geminin bir tarafına can havliyle tutundu.
Onu saçından tutup gemiye aldılar.
Bu olaydan sonra köle, köşesinde sessiz ve sakin oturdu.
Hükümdar âlimden bu işin hikmetini sordu.
O da; (Köle suya girmeden evvel, gemideki selametin kadrini ve kıymetini bilmiyordu.
İşte huzurla, saadet ve sıhhat de böyledir.
Huzur içinde yaşayan, mesut olan, bir felakete uğramadıkça,
o huzur ve saadetin kıymetini bilmez. İnsan hasta olmadıkça da,
sağlığının kıymetini bilmez) dedi.”
Netice olarak, içi aydın olan, huzurlu olan dışına ışık ve huzur verir.
Zira her kapdan, içinde olan, dışarı sızar…!
07 Şubat 2009 Cumartesi
Gülün Yolculuğu

Bu yolda gidenler öyle iyi bilir ki Gülün Yolculuğunu…
Haydi bilmeyenlerle bir yolculuğa çıkalım beraber…
Önce bu yola talip olmak gerekir, yoksa gülden başka çiçeklerde var, dikensiz,isteyen onlara gidebilir…
Ama madem yolun gülün yolculuğuna benziyor, talebin onu istiyor, o zaman hazır ol, karşılaşacaklarına…
Yola başladık…
Yol dikenli, başladı bile seni incitmeye, canından can kanından kan damlar sızım sızım…
Yılmak yok devam,bak senden önce giden kardeşlerin var,
onlarda gidiyor ayakları kanaya kanaya, yürekleri sızlaya sızlaya…
Bak ufukta yeşil yapraklar var bunlar senin ailen,dostların sevdiklerin,
Çok sevdin hepsini değil mi?
Varını yoğunu vermek istedin, canını isteseler verirdin, o kadar çok sevdin , çünkü hamurunda SEVGİ vardı,VEDUD esması ağır basıyordu yaradılışında…
Bazen boynu bükük ayrıldın onlardan yada, onlar senden…
Bak yol devam ediyor ,gülün dalı uzun daha ,demek ki bitmedi bu yol daha…
Yine mi dikenler, ahh kanattı yine ayaklarımı .. olsun, alıştım acılara varsın kanatsın, yansın yüreğim…
Ağlarsın kimsenin görmediği yerlerde, ağlarsın doyasıya, yağmur olur söndürür yanan yüreğinin acılarını…
Elbet vardır bu yolun üzerinde olmamızın bir sebebi, Mevla’m hiç bir kulunu boş yere bir yerde bulundurmaz vardır bir hikmeti.
Yine kanıyor yüreğin
Artık ümidini kaybetmek üzeresin…
Oda ne farklı bir şey çıkıyor önüne, bu karşılaştığın yapraklara benzemiyor,bu farklı, sanki içinde bir sır saklıyor gibi…
Aman ALLAH’ım bu ne güzellik, nereye geldim ben, dersin…
Nedir bu kat kat kırmızı perdeler neyi anlatıyor sırrı nedir???…
Zorluklardan sonra gelen
ALLAH SEVGİSİ bu, ALLAH SEVGİSİ …
ALLAH’ı sevdin mi, ALLAH (c.c.) seni sevdimi kuluna eza etmez artık …
Rabbimiz (c.c.) bize dünyada iyiyi ahirette de iyiyi ver ve bizi ateşin azabından koru ..
Gönüllerimizi bilen Sen’sin, duâlarımızı kabul eyle Rabbim (c.c.) amin



